Mutlu Olamıyorum: Neden Mutlu Olamıyoruz ve Gerçek Mutluluk Nasıl Mümkün Olur?
"Her şeyi düzeltmeye kalkmanın yok ettiği..."
— Turgut Uyar
Hayatın içinde mutlu olmayı isterken çoğumuz aynı yanılgıya düşüyoruz: Mutluluğun, bütün sorunlarımız çözüldüğünde geleceğine inanıyoruz. Kaygılarımız bittiğinde, ilişkilerimiz kusursuz olduğunda, istediğimiz işe sahip olduğumuzda ya da hayat tamamen kontrolümüz altına girdiğinde mutlu olacağımızı düşünüyoruz.
Peki gerçekten öyle mi?
Belki de bizi mutsuz eden şey yaşadığımız problemler değil; hayatın kusursuz olması gerektiğine dair beklentimizdir.
Gerçek mutluluk; üzüntünün, kaygının ve hayal kırıklığının hiç olmadığı bir yaşam değil, bu duygulara rağmen yaşamdan doyum alabilmektir. Çünkü mutluluk, ulaşılması gereken bir hedef olmaktan çok, yaşam boyunca bize eşlik eden bir duygu olabilir.
Mutluluk Nedir?
Mutluluk çoğu zaman yalnızca "iyi hissetmek" olarak tanımlansa da psikoloji bunu daha geniş bir çerçevede ele alır.
Mutluluk; Yaşamdan doyum alabilmek,
Kendi değerlerimize uygun yaşayabilmek,
Anlam hissedebilmek, Sağlıklı ilişkiler kurabilmek, Zorlayıcı duygularla baş edebilmek gibi birçok unsurun birleşiminden oluşur. Yani sürekli mutlu hissetmek mümkün olmadığı gibi, psikolojik olarak sağlıklı olmanın göstergesi de değildir.
Neden Mutlu Olamıyorum?
"Mutlu olamıyorum." cümlesi günümüzde en sık duyulan yakınmalardan biridir. Bunun tek bir nedeni yoktur. Çoğu zaman birçok psikolojik faktör bir araya gelir.
1. Kendimizi Yanlış Değerlendiriyoruz
Mutluluğu çoğu zaman başkalarının hayatına bakarak tanımlarız. Başarılı olmak...
Ev sahibi olmak... Mükemmel bir ilişkiye sahip olmak... Hiç kaygı yaşamamak...
Bunların mutluluk getireceğine inanırız. Oysa herkesin mutluluk tanımı farklıdır. Başkalarının beklentilerine göre yaşamak yerine kendi değerlerimizi keşfetmek, gerçek doyuma ulaşmanın ilk adımıdır.
2. Öz-İmge (Benlik Algısı) Mutluluğu Etkiler
Mutluluğun önemli belirleyicilerinden biri öz-imge, yani kişinin kendisini nasıl gördüğüdür.
Kendi güçlü ve gelişime açık yönlerini kabul edebilen bireyler yaşamdan daha fazla doyum alabilir. Benlik algımız;
aile, arkadaş çevresi, okul, iş yaşamı, sosyal medya gibi birçok etkenden şekillenir.
Ancak zaman içerisinde geliştirdiğimiz iç ses, bu algıyı yeniden yapılandırabilir.
Kendimize karşı daha şefkatli yaklaşabilmek, mutluluğun önemli yapı taşlarından biridir.
3. Duygularla Sürekli Savaşmak
Birçok kişi kaygı, üzüntü veya öfke hissettiğinde bunlardan kurtulmaya çalışır.
Oysa psikolojik sağlamlık, olumsuz duyguları tamamen ortadan kaldırmak değil; onları kabul ederek yönetebilmektir.
Bu beceri psikolojide duygusal esneklik olarak adlandırılır. Duygusal esnekliği yüksek kişiler; stresle daha iyi baş eder,
değişime daha kolay uyum sağlar,
yaşadıkları olumsuzluklardan daha hızlı toparlanabilir.
4. Sosyal Medya ve Sahte Mutluluk Algısı
Sosyal medya çoğu zaman insanların hayatlarının yalnızca en mutlu anlarını gösterir. Sürekli mutlu görünen insanlar görmek; kendimizi yetersiz hissetmemize,
hayatımızı değersiz görmemize,
mutsuz olduğumuzu düşünmemize
neden olabilir. Oysa gördüğümüz şey gerçek yaşamın tamamı değil, yalnızca seçilmiş birkaç kareden ibarettir. Gerçek mutluluk, dijital vitrinlerde değil; kişinin kendi yaşamıyla kurduğu ilişkide bulunur.
5. Özgür Hissetmemek
İnsan yalnızca yapmak zorunda olduğu şeyleri yaptığında zamanla yaşamdan uzaklaşabilir. Sevmediği bir işte çalışmak,
kendisi gibi davranamadığı ilişkiler sürdürmek, hayallerini sürekli ertelemek...
bunların hepsi psikolojik iyi oluşu azaltabilir.
Mutluluk çoğu zaman, değerlerimiz doğrultusunda seçim yapabildiğimiz ölçüde artar.
6. Amaç ve Anlam Eksikliği
İnsan yalnızca iyi hissetmeye değil, aynı zamanda anlam hissetmeye de ihtiyaç duyar.
Sabah uyanmak için bir nedenimizin olması, psikolojik dayanıklılığı artırır.
Bu neden; aile, üretmek, öğrenmek, yardım etmek, meslek, sanat, spor ya da tamamen kişisel başka bir amaç olabilir. Anlam hissi, mutluluğun en güçlü kaynaklarından biridir.
Martin Seligman'ın PERMA Modeli: Mutluluğun Bilimsel Yaklaşımı
Pozitif psikolojinin öncülerinden Martin Seligman, sürdürülebilir mutluluğu açıklamak için PERMA Modelini geliştirmiştir. Bu modele göre psikolojik iyi oluş beş temel unsurdan oluşur.
P – Positive Emotions (Pozitif Duygular)
Mutluluk yalnızca olumsuz duyguların yokluğu değildir.
Şükran, umut, sevgi ve huzur gibi olumlu duyguların fark edilmesi yaşam doyumunu artırır.
E – Engagement (Akış)
Bir işle uğraşırken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğimiz anlar "akış" deneyimidir.
Sevdiğimiz faaliyetlere düzenli olarak zaman ayırmak psikolojik iyi oluşu destekler.
R – Relationships (İlişkiler)
İnsan sosyal bir varlıktır. Güvenli ilişkiler,
aidiyet hissi, anlaşıldığını hissetmek, duygusal destek görebilmek, mutluluğun en güçlü belirleyicileri arasında yer alır.
M – Meaning (Anlam)
Kendisinden daha büyük bir amaca hizmet ettiğini hisseden insanlar yaşamdan daha fazla doyum alabilir. Anlam duygusu, zor zamanlarda ayakta kalmayı kolaylaştırır.
A – Achievement (Başarı)
Gerçekçi hedefler belirlemek ve bunlara ulaşabilmek öz yeterlilik hissini güçlendirir.
Başarı yalnızca sonuç değildir. Çaba gösterebilmek de psikolojik gelişimin önemli bir parçasıdır.
Mutlu Olmak İçin Ne Yapabilirsiniz?
Mutluluğu sürekli hissetmeye çalışmak yerine yaşamınızı daha doyumlu hale getirecek küçük adımlar atabilirsiniz.
Kendinizi başkalarıyla daha az karşılaştırın.
Sosyal medya kullanımınızı sınırlandırın.
Değerlerinizi belirleyin ve kararlarınızı buna göre verin. Hoşunuza giden aktivitelere düzenli zaman ayırın. Yakın ilişkilerinizi güçlendirmeye çalışın. Olumsuz duygularınızı bastırmak yerine anlamaya çalışın. Gerekli durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek alın.
Sonuç: Mutluluk Kusursuz Bir Hayat Değil, Yaşamla Kurulan Sağlıklı Bir İlişkidir
Mutluluk çoğu zaman sandığımız gibi bütün sorunların ortadan kalkması değildir.
Kaygı yaşayabiliriz. Üzülebiliriz. Hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Bütün bunlara rağmen yaşamdan anlam bulabilir, üretmeye devam edebilir ve kendimizi iyi hissedebiliriz.
Belki de bizi yoran şey hayatın zorlukları değil, her şeyi düzeltmeye çalışırken bugünü kaçırıyor olmamızdır.
Turgut Uyar'ın dediği gibi:
"Her şeyi düzeltmeye kalkmanın yok
ettiği..."
Belki de bazen yapmamız gereken, her şeyi düzeltmeye çalışmak yerine hayatın kusurlarıyla birlikte yaşamayı öğrenmektir.
Çünkü mutluluk, varılması gereken bir yer değil; yaşam yolculuğunda bize eşlik eden bir yoldaş olabilir.
Kaynakça
Karakaş, S. Self-image (Öz-imge). Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü.
Krasz, K., Balogh, P., & Kun, A. (2016). Development of the Work-Related Well-Being Questionnaire Based on Seligman's PERMA Model. Periodica Polytechnica Social and Management Sciences.
Semerci, B. Mutluluk. Prof. Dr. Bengi Semerci.
Öztürk, Ö. Neden Daha Mutlu Olamıyorum? İstanbul Psikiyatri Enstitüsü.
Seligman, M. E. P. (2011). Flourish: A Visionary New Understanding of Happiness and Well-being. Free Press.
