← Geri Dön

Çekingenlik Nedir ve Nasıl Aşılır?

Sosyal Kaygı, Nedenleri ve Klinik Yaklaşımlar

Çekingenlik, birçok insanın yaşamının belirli dönemlerinde deneyimlediği doğal duygusal tepkilerden biridir. Ancak bazı durumlarda bu durum yalnızca “utangaçlık” olarak kalmaz; kişinin sosyal ilişkilerini, iş yaşamını ve kendini ifade etme biçimini belirgin şekilde etkileyen bir yapıya dönüşebilir. Çekingenlik temel duygularımız arasındadır ve herkes makul ölçülerde çekingenlik yaşar. Sosyal yaşantımızı rahatsızlaştırması sosyal ilişkilerde rezil olma, yargılanma, eksikliğinin ortaya çıkma kaygısı ve beraberinde görülen fiziksel semptomlar (Titreme, terleme, mide bulantısı, yüz kızarması veya kalp çarpıntısı vb.) görülmesi bu makul ölçülerin dışına çıktığımızın bir göstergesidir. Çekingenlik kişiler sosyal yaşam içerisinde eleştirilmekten, reddedilmekten, girişkenlikten korkarlar; küçük düşme, ayıplanma gibi sosyal kaygılar yaşarlar. Yaşanılan olumsuz bir olay sonrası kendilerini suçlu gibi görüp daha çok içine kapanabilirler.

Özellikle Kadıköy ve Üsküdar gibi sosyal etkileşimin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan bireylerde, sosyal kaygı ve çekingenlikle ilişkili başvurular klinik süreçlerde sık karşılaşılan durumlardan biridir.

Bu yazıda çekingenliğin ne olduğu, hangi nedenlerle gelişebildiği, günlük yaşamı nasıl etkilediği ve terapi sürecinde hangi yöntemlerin kullanılabildiği ele alınmaktadır.

Çekingenlik Nedir?

Çekingenlik bireyin sosyal ortamlarda değerlendirilme, eleştirilme veya reddedilme korkusuyla kendisini geri çekme güvenli alanına dönme eğilimidir. Kişi çoğu zaman risk barındırabilecek durum ve olaylardan, yanlış anlaşılmaktan, eksik görünmekten veya küçük düşmekten kaygı duyabilir.

Bazı bireylerde çekingenlik yalnızca yeni ortamlarda kısa süreli bir uyum problemi olarak görülürken, bazı bireylerde günlük yaşamı sınırlandıran daha yoğun bir yapıya dönüşebilir. Özellikle sosyal ilişkilerden sürekli kaçınma, kendini ifade etmekte zorlanma ve yoğun yetersizlik hissi kişinin yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyebilir.

Çekingenlik ve Sosyal Kaygı Arasındaki İlişki

Çekingenlik çoğu zaman sosyal kaygıyla ilişkili bir yapı gösterir. Sosyal kaygı yaşayan bireyler, başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceklerine dair yoğun düşünceler geliştirebilirler.

Örneğin:

•          topluluk içinde konuşmaktan kaçınma,

•          yeni insanlarla tanışırken yoğun huzursuzluk yaşama,

•          hata yapma korkusuyla geri planda kalma,

•          sosyal ortamlardan uzak durma

gibi davranışlar görülebilir.

Bu süreçte kişi çoğu zaman sosyal ortamın kendisini tehdit ettiğini düşünür ve kısa süreli rahatlama sağlamak için kaçınma davranışları geliştirir. Ancak bu kaçınmalar uzun vadede çekingenliği daha da güçlendirebilir.

 

Çekingenliğin Nedenleri

Çekingenlik tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz. Genetik yatkınlık, çocukluk deneyimleri ve öğrenilmiş davranış örüntüleri birlikte etkili olabilir.

Çevresel ve Genetik Faktörler

Çekingenlik, kişiliğimiz de hem genetik hem çevresel faktörlerle meydana gelebilir. Genetiğimizin bize aktardığı bir mizaç özelliğimizdir. Aynı zamanda çekingen kişilik bozukluğu olan bireylerin çocuklarında da aynı durumun görülmesi riski daha fazladır. Asıl olarak çekingenliğin ortaya çıkması çocukken etkileşime girdiği çevresiyle oluşur.  Dünyaya korkarak bakan ebeveynlerin yanında büyümesi kişiliğinin temelini oluşturacaktır. Engellenen davranışları, duygusal olarak ihmal edilişi çocuklukta çekingenliğin oluşmasına yol açacaktır. Böyle bir durumda kişi kapasitesinin altında işlere girecek, hep geri çekilme eğiliminde olacaktır. Erginlikte toplumla karşılaşma fazla olduğundan korkuları sık sık ortaya çıkacaktır, tabi ki küçüklükten gelen çekingenliği varsa bu onu daha fazla içe hapsedecektir.

 

Çekingenlik Belirtileri Nelerdir?

 Çekingen bireylerde sık görülen bazı özellikler şunlardır:

 

1.Belirgin kişilerarası iletişim gerektiren mesleki aktivitelerden eleştiri, reddedilme veya ayıplanma korkusuyla kaçınır.

2.Sevileceğinden emin olmadıkça insanlarla etkileşimden kaçınır.

3.Samimi ilişkilerinde ayıplanma veya alay edilme korkusuyla kendini geri çeker.

4.Sosyal durumlarda eleştirileceğinden veya reddedileceğinden endişelenir.

5.Yeni sosyal ilişkiler kurarken yetersizlik duygusuyla kendini geri çeker.

6.Kendini sosyal anlamda beceriksiz, kişisel olarak nahoş ve diğerlerinden aşağıda görür.

7.Genelde kendisini utandıracağını düşündüğünden kişisel risk almaya veya yeni şeyler denemeye gönülsüzdür (APA, 2013).

 

Bu belirtiler yoğunlaştığında kişinin akademik, sosyal ve mesleki yaşamı olumsuz etkilenebilir.

 

 

Çekingenlik Nasıl Aşılır

Çekingenliği tamamen “yok etmeye” çalışmak yerine, kişinin kaçındığı alanlarla daha sağlıklı ilişki kurabilmesi hedeflenir. Bu süreç genellikle küçük ve sürdürülebilir adımlarla ilerler.

Yardımcı olabilecek bazı yaklaşımlar şunlardır:

  • sosyal iletişimi küçük adımlarla artırmak,

  • kaçınma davranışlarını fark etmek,

  • hata yapmanın insan deneyiminin doğal bir parçası olduğunu öğrenmek,

  • kişinin kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslamayı azaltması,

  • ilgi alanlarına ve sosyal aktivitelere yönelmek,

  • bedensel iyi oluşu destekleyen rutinler oluşturmak.

Çekingenlikte en önemli noktalardan biri, kişinin korktuğu durumlarla kontrollü ve aşamalı şekilde yeniden temas kurabilmesidir.

 

Çekingen Kişilik Bozukluğu

Bazı durumlarda çekingenlik daha yoğun ve kalıcı bir örüntüye dönüşebilir. Kişinin sosyal ilişkilerden belirgin şekilde kaçınması, sürekli reddedilme korkusu yaşaması ve günlük işlevselliğinin etkilenmesi durumunda çekingen kişilik bozukluğu değerlendirilebilir.

Bu yapı:

•          yoğun yetersizlik hissi,

•          eleştiriye aşırı hassasiyet,

•          sosyal ilişkilerden kaçınma,

•          yakın ilişkilerde geri çekilme gibi özelliklerle ilişkilendirilebilir.

Tanı süreci yalnızca uzman değerlendirmesiyle yapılmalıdır.

Klinik Süreci

Çekingenlik ve sosyal kaygı süreçlerinde farklı psikoterapi yöntemlerinden yararlanılabilir.

İstanbul Anadolu yakası bölgesinde psikolojik destek arayan birçok birey, özellikle sosyal ilişkilerde yaşanan kaygı, özgüven problemleri ve kaçınma davranışları nedeniyle terapi sürecine başvurabilmektedir.

Bilişsel Davranışçı Terapi

BDT adı altında şema terapisi, diyalektik davranış terapisi, sistematik duyarsızlaştırma terapisi vb. yöntemler kullanılmaktadır. Genel olarak işleyişinden bahsedecek olursak; bireye psikoeğitim verilir. Davranış, düşünce ve semptomların nasıl geliştiği açıklanır (Örneğin ABC modeliyle). Gerçekliğin çarpıtıldığı düşüncenin fark edilmesiyle çalışılır. Bunun için duygu, düşünce ve davranışları kayıt altına aldırabiliriz. Terapi sürecinde bireyin korktuğu sosyal durumlarla aşamalı şekilde temas kurması hedeflenebilir.

EMDR

Duyarsızlaştırma ya da yeniden yapılandırma olarak bilinen yöntemdir. EMDR sistemi göz ve dokunma hareketleriyle veya ses dalgaları kullanılarak gerçekleşir. Her iki hemispheri uyararak yaşanmış olan anıyla bağlantı kurulmasını sağlar. Seçilen olumsuz anla ilgili ses, koku gibi uyarıcılarla anı gözünde canlandırması isteriz. Geçmişle şimdi arasında bağlantı kurarak, var olan olumsuz bilişi olumlu bilişe çevirmeye yönelik çalışmalar yapılır.

Grup Terapisi

Grup terapileri genelde 3-20 kişi arası yapılır. Çekingen kişilik bozukluğu olan birey intihara meyilli değilse grup terapisine dahil edilebilir. Grup terapisinde, bireysel terapiye kıyasla etkileşimli bir ortam bulunur aynı zamanda kişi sayısının fazla olmasıyla toplumu temsil eder buda çekingen kişilik bozukluğu olan bireyler için oldukça faydalı bir yöntemdir. Bunun yanında birey grup terapisinde bu sorunu yaşayan yalnızca kendisinin olmadığını görüp rahatlama yaşayabilir ve diğer bireylerin durumundan dolayı ümitlenebilir. Etkileşimde bulunup kendi durumlarında bulunan diğer bireylerin görüşlerine daha fazla önem gösterebilir ( heterojen grup değilse).

Sonuç

Çekingenlik birçok insanın yaşamında görülebilen bir durumdur. Ancak sosyal yaşamı belirgin şekilde sınırlandırmaya başladığında kişinin yaşam kalitesini etkileyebilir.

Uygun psikoterapi süreciyle birlikte birey:

•          sosyal ilişkilerde daha rahat hissedebilir,

•          kaçınma davranışlarını azaltabilir,

•          kendisini daha sağlıklı ifade etmeyi öğrenebilir.

Özellikle yoğun sosyal kaygı, kaçınma davranışı ve yetersizlik hissi yaşayan bireylerde erken destek almak sürecin kronikleşmesini önleyebilir.

Kadıköy ve Anadolu yakası bölgesinde psikolog desteği arayan bireylerde sosyal kaygı, çekingenlik ve özgüven sorunları terapi başvurularında sık karşılaşılan konular arasında yer almaktadır.

 

Kaynakça

 

Amerikan Psikiyatri Birliği. (2000). Akıl hastalıkları tanı ve istatistiksel el kitabı DSM-IV-TR (4. baskı). Arlington, VA: Amerikan Psikiyatrik Yayıncılık.

 

Beck, A. T. (2008). Kişilik bozukluklarının bilişsel terapisi. Litera Yayıncılık.

 

Özgür, Ö. Çekingenlik ve sosyal fobi. İstanbul Psikiyatri Enstitüsü. https://www.ipe.com.tr/tr/icerik/41/cekingenlik-ve-sosyal-fobi

 

Saygılı, S. (2021). Çekingenliği nasıl yenebiliriz? Gönül Kültür ve Medeniyet. http://www.gonuldergisi.com/cekingenligi-nasil-yenebiliriz-prof-dr-sefa-saygili.html

 

Sevi, O. (2020). Fobiler ve davranışçı terapiler. https://www.oyamortansevi.com/fobiler-makale

 

Soysal, Ö. (2019). Çekingen kişilik bozukluğunun 6 belirtisi. CNN Türk. https://www.cnnturk.com/saglik/cekingen-kisilik-bozuklugunun-6-belirtisi

 

Türk Psikiyatri Derneği. Grup psikoterapileri. https://psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/35/grup-psikoterapileri

 

 

 

 

YouTube kaynakları

 

https://www.youtube.com/watch?v=CjzcC1cCC2E

https://www.youtube.com/watch?v=4yqnj-HmlLY

 

 

 

WhatsAppTel